
18 Temmuz 2017 Salı
15 Temmuz 2017 Cumartesi
Miroslav Stoch'un yeni takımı
Fenerbahçe'nin Slovak yıldızı Spor Toto Süper Lig'in yeni takımı Sivasspor ile anlaştı.
Fenerbahçe'de bir türlü dikiş tutturamayan Miroslav Stoch, Sivasspor'un yolunu tuttu.
Süper Lig'e bir yıl aradan sonra tekrar yükselen Yiğidolar güçlü bir kadro kurup ligde kalıcı olmak istiyor. Teknik Direktör Samet Aybaba'nın raporu doğrultusunda hareket eden Sivasspor yönetimi, Fenerbahçe'nin Slovak yıldızı Miroslav Stoch ile anlaşmaya vardı.
Yıldız oyuncunun gelecek hafta içinde sağlık kontrolünden geçip imza atması bekleniyor.
Süper Lig'e bir yıl aradan sonra tekrar yükselen Yiğidolar güçlü bir kadro kurup ligde kalıcı olmak istiyor. Teknik Direktör Samet Aybaba'nın raporu doğrultusunda hareket eden Sivasspor yönetimi, Fenerbahçe'nin Slovak yıldızı Miroslav Stoch ile anlaşmaya vardı.
Yıldız oyuncunun gelecek hafta içinde sağlık kontrolünden geçip imza atması bekleniyor.
14 Temmuz 2017 Cuma
S-400 Füzeleri VE özellikleri
S-400 Füze Sistemi Özellikleri
Orta menzilli hava savunma sistemi için yapılan S-300'ün yeni nesli olarak üretildi. 1979'da S-300'ün üretilmesinin ardından 1980 yıllarının başında Almaz Merkezi Tasarım Bürosu tarafından (günümüzde Almaz Bilimsel Endüstriyel Şirketi) Sovyetler Birliği'nde geliştirilmeye başlandı. S-400 füze sisteminin gelişim süreci SSCB'nin dağılması nedeniyle uzun bir evrim olmuştur.
S-400'ün önemli özelliklerine gelecek olursak S-300'e daha fazla hedefi aynı anda takip edebiliyor. Ayrıca S-400 gelişmiş elektronik karşı tedbirlere sahiptir.
S-400'de kullanılan radarlar hayalet uçak olarak tabir ettiğimiz hedefleri dahi takip edebilme yeteneğine sahiptir. S-400 füzeleri için şu ana kadar pek çok devlet ilgi göstermiş fakat yabancı bir ülkeye satış gerçekleşmemiştir.
S-400 Füze Sistemi Menzili
S-400'ün kullandığı füzeler kısa, orta ve uzun menzillerde aynı anda kullanılabilen değişik füzelere sahiptir. Orta menzilli 9M96 füzesi aktif radar güdümlü bir füze olup 120 km menzile sahiptir. Bu füzenin bir üst türevi olan 48N6DM 30 Nisan 2004 tarihinde Kapustin Yar test merkezinde test edilmiştir.
S-400 Füze Sisteminde Radarlar
S-400 radar olarak S-300 sisteminde kullanılan 64N6 ve 76N6 radarlarının gelişmiş bir türevi olan 96L6'yı kullanılır. S-400 füze sisteminde komuta merkezi aynı anda 6 bataryaya komut verebiliyor ve her batarya 12 fırlatmaaracına komuta eden bir 96L6 radara sahip. Bu radarlar hayalet uçak olarak tabir edilen hedefleri izleme ve bu hedeflere kilitlenme yeteneğine sahiptir.
S-400'i Hangi Ülkeler Kullanıyor?
Yazımızda bu füzelerin başka bir ülkeye satılmadığını belirtmiştik. Dolayısıyla bu sistem yalnızda Rusya'da kullanılmaktadır. 2009 senesi itibariyle iki tabur konuşlanmıştır. 2011 yılında Moskova'nın kuzeyine iki tabur daha yerleştirilmiştir.
Türkiye, 4 adet S-400 füze bataryası için Rusya'ya 2,5 milyar dolar ödemeyi kabul ettiği iddia edildi.
Bloomberg'de yer alan haberde üst düzey bir Türk yetkilinin, Türkiye'nin Rusya'nın en gelişmiş füze savunma sistemini elde etmek için 2.5 milyar dolar ödemeyi kabul ettiği bildirildi.
Konunun hassasiyetinden dolayı isminin verilmemesini isteyen bir Koreli yetkiliye göre Türkiye'nin önümüzdeki yıl içinde Rusya'dan iki adet S-400 füze bataryası almasını ve ardından da bir S-400 füze batarysının Türkiye içinde üretileceğini bildirdi.Geçtiğimiz günlerde "Rostek" Şirketinin Uluslararası İşbirliği ve Bölgesel Politikadan sorumlu Müdürü Viktor Kladov, Rusya ve Türkiyenin S-400 Triumf Uzun menzilli füze sistemlerinin sevkiyatlarına ilişkin kontratın teknik özellikleri konusunda uzlaşmaya vardığını duyurmuştu.
Kladov, TASSa yaptığı açıklamada, "Rosoboroneksport heyetinin Türkiye'ye kontrat konusunda görüşmeler yapmak üzere gidip gitmediği sorusu üzerine, Evet, teknik özellikler konusunda uzlaşmaya varıldı" dedi.
Aynı zamanda kontratın henüz imzalanmadığını da dile getiren Kladov, şunları ifade etti: "Biz satıcı olarak bu ürünün teknik ve teknolojik açılardan sevkiyatının yapılmasına hazır olduğunu sergiledik, teknik görüşmelerin aslı budur. Ele alınması gereken ticari, parasal, siyasi sorunlar kaldı." demişti.
1 Temmuz 2017 Cumartesi
DUNYANIN EN PAHALI ATAŞI
Moda devi Prada ataş tasarladı... Fiyatı şoke etti
İtalyan moda markası Prada lüks severler için gümüş ataş tasarladı. Ataşın 185 dolarlık fiyatı sosyal medyada tepki çekti.
Dünyada lüks tüketim çılgınlığı akıl almaz fiyatlara ulaşırken bunun son örneği ünlü giyim markası Prada'dan geldi. New York'ta hizmet veren ünlü tasarımcıların boy gösterdiği Barney's isimli mağaza için farklı ürünler geliştiren Prada, lüks sevenler için ataş şeklinde para klipsi yaptı. Gümüş olduğu belirtilen, 6,25 cm uzunluğunda ve 2,25 cm genişliğinde olan klips için ise 185 dolar (650 TL) fiyat istendi. Bir kağıt ataşı için bu kadar para istenmesi sosyal medyada tepki çekti. Prada'nın ataş görünümlü para klipsinin yanı sıra Gucci'nin ise yılan desenli gümüş para klipsinin ise aynı sitede 290 dolara (1020 TL) satılması da dikkat çekti. Ataş için istenen 650 TL için ise sosyal medyada şu yorumlar yapıldı:
* 6,25 cm ufak geldi bana. Yoksa alırdım.
* Gönlüm ataşlara yandı gidiyor...
*"Allah evlerine ataşlar salsın" dedikleri budur inşallah!
* Bir ürünün fiyatı ne kadar pahalı olursa olsun, onu alan bir salak bulunur diye düşünmüş olmalılar.*
* Ben değerli kağıtlarımı kıytırık ataşlar ile ziyan edemem diyenler için bire bir...
* 4 gözle indirime düşmesini bekliyorum.
* Onu alsam içine koyacak param kalmaz. Büyük bir ikilemdeyim.
* 650 liraya içinde 100 tane bulunan 250 paket ataş alınır..
* Gönlüm ataşlara yandı gidiyor...
*"Allah evlerine ataşlar salsın" dedikleri budur inşallah!
* Bir ürünün fiyatı ne kadar pahalı olursa olsun, onu alan bir salak bulunur diye düşünmüş olmalılar.*
* Ben değerli kağıtlarımı kıytırık ataşlar ile ziyan edemem diyenler için bire bir...
* 4 gözle indirime düşmesini bekliyorum.
* Onu alsam içine koyacak param kalmaz. Büyük bir ikilemdeyim.
* 650 liraya içinde 100 tane bulunan 250 paket ataş alınır..
6 Haziran 2017 Salı
5 Haziran 2017 Pazartesi
Türkiye 120 trilyon dolarlık toryum üzerinde oturuyor
Türkiye 120 trilyon dolarlık toryum üzerinde oturuyor
Dünya enerjisinin geleceği olarak son dönemde ismi duyulan toryum alanında Türkiye en fazla rezerve sahip ilk üç ülkeden biri konumunda.
TÜRKİYE Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) Bilim Komitesi Üyesi Prof. Dr. Saleh Sultansoy, 2030 yılında gelişmiş ülkeleri seviyesine çıkabilmek için en az 100 gigavatlık ek güç kurulması gerektiğini belirtti. 50 ton toryumla 50 gigavat enerji üretilebileceğini belirten Sultansoy, bu miktarın Türkiye'nin toryum rezervinin onbinde birinden az olduğunu ifade etti.
URANYUMUN 200 KATI ETKİLİ
20 yıl içerisinde dünyanın enerji haritasının toryum ile değişeceğini savunan Sultansoy, şunları kaydetti: "1 gigavatlık enerji için 3,5 milyon ton kömür veya 200 ton uranyum gerekiyor. Aslında 1 ton toryumdan da bu enerji elde edilebilir.
YÜZDE 50'Sİ YERLİ OLABİLİR
Toryum yakıtlı reaktörlerin 2020'li yıllarda ticarileşmesi öngörülüyor. 2030'larda ise elektrik enerjimizin yüzde 50'sini yerli kaynağımız toryumdan üretebiliriz.
REZERVİN YÜZDE 11'İ TÜRKİYE'DE
Dünyada toryum rezervi açısından üç ülkenin başı çektiğini ifade eden Sultansoy, şöyle devam etti: "Bilinen toryum miktarı açısından Hindistan ilk sırada bulunuyor. Onun hemen ardından Türkiye ve Brezilya geliyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) ve OECD verilerine göre 880 bin ton ile dünyadaki toryum rezervinin yüzde 11'i Türkiye'de bulunuyor. Diğer bağımsız kaynaklar rezervlerin bundan 3-4 kat fazla olduğunu tahmin ediyor.
URANYUMUN 200 KATI ETKİLİ
20 yıl içerisinde dünyanın enerji haritasının toryum ile değişeceğini savunan Sultansoy, şunları kaydetti: "1 gigavatlık enerji için 3,5 milyon ton kömür veya 200 ton uranyum gerekiyor. Aslında 1 ton toryumdan da bu enerji elde edilebilir.
YÜZDE 50'Sİ YERLİ OLABİLİR
Toryum yakıtlı reaktörlerin 2020'li yıllarda ticarileşmesi öngörülüyor. 2030'larda ise elektrik enerjimizin yüzde 50'sini yerli kaynağımız toryumdan üretebiliriz.
REZERVİN YÜZDE 11'İ TÜRKİYE'DE
Dünyada toryum rezervi açısından üç ülkenin başı çektiğini ifade eden Sultansoy, şöyle devam etti: "Bilinen toryum miktarı açısından Hindistan ilk sırada bulunuyor. Onun hemen ardından Türkiye ve Brezilya geliyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) ve OECD verilerine göre 880 bin ton ile dünyadaki toryum rezervinin yüzde 11'i Türkiye'de bulunuyor. Diğer bağımsız kaynaklar rezervlerin bundan 3-4 kat fazla olduğunu tahmin ediyor.
THOR'DAN GELİYOR
Toryum madeni İsveçli bir bilim adamı tarafından icat edilirken, adını da İskandinav mitolojisindeki 'Şimşek Tanrısı' Thor'dan alıyor.
SADECE ISPARTA'YA 100 YIL YETER
TÜRKİYE topraklarındaki toryumun değerinin 120 trilyon dolar olabileceğinin tahmin edildiğini söyleyen Sultansoy "Isparta'da bulunan Çanaklı Madeni'nde kolay işlenebilen torit minerali şeklinde 20 bin ton rezerv var ve sadece bu rezerv 100 yıl boyunca elektrik enerjimizi karşılayabilir."
Toryum madeni İsveçli bir bilim adamı tarafından icat edilirken, adını da İskandinav mitolojisindeki 'Şimşek Tanrısı' Thor'dan alıyor.
SADECE ISPARTA'YA 100 YIL YETER
TÜRKİYE topraklarındaki toryumun değerinin 120 trilyon dolar olabileceğinin tahmin edildiğini söyleyen Sultansoy "Isparta'da bulunan Çanaklı Madeni'nde kolay işlenebilen torit minerali şeklinde 20 bin ton rezerv var ve sadece bu rezerv 100 yıl boyunca elektrik enerjimizi karşılayabilir."
Toryum
1828 yılında Jöns Jacob Berzelius tarafından keşfedilen ve periyodik tabloda aktinit serisinin ikinci üyesi olan toryum, yer kabuğunun %0,0007'lik kısmını oluşturmaktadır. Toryum, uranyum gibi doğada serbest halde bulunmayıp 60 civarında mineralin yapısı içinde yer almaktadır. Bunlardan sadece monazit ( (Ce, La, Nd, Th, Y)PO4) ve torit ( (Th, U) SiO4) toryum üretiminde kullanılmaktadır. Bu mineraller de genellikle nadir toprak elementleri (NTE) ile birlikte bulunmaktadır.
BMW 8 Serisi küllerinden Yeniden Doğuyor
BMW 8 Serisi küllerinden Yeniden Doğuyor
BMW, bir süredir gelenek haline getirdiği, Concorso d’Eleganza Villa d’Este’deki lansmanlarına bu sene Concept 8 Serisi ile devam ediyor. Alman markanın model serisindeki en büyük rakam olan “8”, 1999’da üretimi durdurulan 8 Serisi’nden beri seri üretimde yoktu. Elbette yüksek performanslı hibrid model i8’i saymazsak!
i8’i niş bir model gibi düşündüğümüzde; BMW’nin yeniden büyük boy coupe pazarında daha etkin olmak istediğini bu konseptte görebiliyoruz. Mercedes S Coupe veya Bentley Continental GT gibi 2+2 coupeler haricinde Aston Martin’in GT’lerinin de yeni BMW 8 Serisi’nin hedefinde olduğunu daha ilk bakışta anlayabiliyoruz.
Adrian van Hooydonk’un başkanlığında tasarlanan Concept 8 Serisi, lüks ve dinamizmin muhteşem harmanı olarak tanımlanıyor. van Hooydonk’a göre bu otomobil, otomotiv dünyasının büyüleyiciliğini yansıtıyor.
Bu konsept ilk bakışta bir BMW olduğunu, devasa böbrek formlu radyatör ızgaralarıyla, LED farlarıyla ve C sütunundaki Hofmeister Kink ile belli ediyor. 21 inçlik jantları üzerinden yere doğru bükülürcesine akışkan bir tasarıma sahip olan BMW Concept 8’de arkadan öne doğru atılım yapan bir izlenim de yaratılmış. Bu tasarım ayrıca, BMW’nin arkadan itiş geleneğine dair tanıtım faaliyetlerinde de kullanılacak.
Ön tamponlarındaki devasa hava girişleri seri üretim modelde bu denli büyük olmayacakken, BMW’nin bir süredir yollara çıkan modellerine dahil ettiği karbon-fiber detaylar bu 8 Serisi’nde de olacak. Ön çamurluklardaki hava kanallarının da küçülmesini bekliyoruz. Arka tamponlarda da dev hava kanalları bulunuyor. Trapezoid egzoz çıkışları sayesinde tasarımda bütünlük yakalanmış.
BMW Concept 8 Serisi’nin iç mekanında hafif ancak lüks malzemeler, akışkan grafik özellikler gösteren entegre bir tasarımda birlikteler. Karbon-Fiber iskeletli incecik koltuklar deri kaplı. Bu iki malzeme kokpitin pek çok yerinde kullanılıyor. Elde parlatılmış alüminyum, kırmızı dikişler ve kırmızı vites değiştirme kulakçıklarıyla da iç mekan buram buram dinamizm kokuyor.
BMW, bir süredir gelenek haline getirdiği, Concorso d’Eleganza Villa d’Este’deki lansmanlarına bu sene Concept 8 Serisi ile devam ediyor. Alman markanın model serisindeki en büyük rakam olan “8”, 1999’da üretimi durdurulan 8 Serisi’nden beri seri üretimde yoktu. Elbette yüksek performanslı hibrid model i8’i saymazsak!
i8’i niş bir model gibi düşündüğümüzde; BMW’nin yeniden büyük boy coupe pazarında daha etkin olmak istediğini bu konseptte görebiliyoruz. Mercedes S Coupe veya Bentley Continental GT gibi 2+2 coupeler haricinde Aston Martin’in GT’lerinin de yeni BMW 8 Serisi’nin hedefinde olduğunu daha ilk bakışta anlayabiliyoruz.
Adrian van Hooydonk’un başkanlığında tasarlanan Concept 8 Serisi, lüks ve dinamizmin muhteşem harmanı olarak tanımlanıyor. van Hooydonk’a göre bu otomobil, otomotiv dünyasının büyüleyiciliğini yansıtıyor.
Bu konsept ilk bakışta bir BMW olduğunu, devasa böbrek formlu radyatör ızgaralarıyla, LED farlarıyla ve C sütunundaki Hofmeister Kink ile belli ediyor. 21 inçlik jantları üzerinden yere doğru bükülürcesine akışkan bir tasarıma sahip olan BMW Concept 8’de arkadan öne doğru atılım yapan bir izlenim de yaratılmış. Bu tasarım ayrıca, BMW’nin arkadan itiş geleneğine dair tanıtım faaliyetlerinde de kullanılacak.
Ön tamponlarındaki devasa hava girişleri seri üretim modelde bu denli büyük olmayacakken, BMW’nin bir süredir yollara çıkan modellerine dahil ettiği karbon-fiber detaylar bu 8 Serisi’nde de olacak. Ön çamurluklardaki hava kanallarının da küçülmesini bekliyoruz. Arka tamponlarda da dev hava kanalları bulunuyor. Trapezoid egzoz çıkışları sayesinde tasarımda bütünlük yakalanmış.
BMW Concept 8 Serisi’nin iç mekanında hafif ancak lüks malzemeler, akışkan grafik özellikler gösteren entegre bir tasarımda birlikteler. Karbon-Fiber iskeletli incecik koltuklar deri kaplı. Bu iki malzeme kokpitin pek çok yerinde kullanılıyor. Elde parlatılmış alüminyum, kırmızı dikişler ve kırmızı vites değiştirme kulakçıklarıyla da iç mekan buram buram dinamizm kokuyor.
31 Mayıs 2017 Çarşamba
Milyarderlerin bitirdikleri okullar
Hepimiz, eğitimin başarının anahtarı olduğuna inandık. “Eğitimsizler hayatta başarılı ve zengin olamaz” dediler; inandık. Ama işin aslı öyle değil. Eğitim eksikliğinin durdurmadığı zekaları sayesinde milyarlarca dolar kazananlara bakalım…
Richard Branson: Liseden atıldı
Virgin Records'un kurucusu Richard Branson, eğitim hayatında o kadar başarısızdı ki 16 yaşında okuldan atıldı. Picadilly Circus’ta kaset/plak satan bir dükkan açtı. Pazarlama dehasını daha o yaşta, "Satın aldığınız ürünleri evinize ücretsiz gönderiyoruz” kampanyasıyla gösterdi. Bugün; Virgin adı altında şirketleştirdiği Virgin Games, Virgin Airlines, Virgin Music, Virgin Productions ile paraya para demiyor.
Robert ayrıca; uslanmaz bir çocuk olarak yaşıyor. 90’ların başında katıldığı bir yönetim kurulu toplantısına, gökdelenin tepesinden, üzerinde Örümcek Adam kostümüyle camdan içeri girerek katılmışlığı var. 47 yaşında balonla dünya seyahatine çıktığını, yüzen otomobiliyle Manş Denizi’ni en hızlı geçen insan unvanını kazandığını da ekleyelim. Branson, hayatını şu sözlerle özetliyor: “Resmi eğitim tek tip insan üretiyor. İş adamı olma olasılığı bu eğitimle düşük. Birçok kültürde diploma sigorta olarak görülüyor. Oysa 23 yaşında üniversiteden mezun olan bir insan çok dikkatli ve muhafazakar olur. 16 yaşında okuldan atılan bir kişinin ise kaybedecek şeyi yoktur."
Ingvar Kamprad: Lise mezunu
Günümüzde IKEA olarak bilinen şirket, Ingvar Kamprad tarafından 17 yaşındayken kuruldu. Gelecekteki milyarder, disleksi hastalığından dolayı zor zamanlar geçirdi, bu yüzden üniversiteye girmedi. 91 yaşındaki Kamprad, tasarruf etmek için hep bit pazarından alışveriş yaptığını söylüyor. İster cimrilik deyin, ister tutumluluk… Toplantılarda kumanya olarak sandviç dağıtıp kendi dükkanlarında ucuza yemek yediği söyleniyor…
Henry Ford: Lise mezunu
Genç Henry Ford din okulunda okumak istemedi. Aslında, tek tutkusu çeşitli mekanik aletlerdi. Ailesi ve arkadaşlarının saatlerini tamir eder, hatta bunu yaparken kendi icat ettiği aletleri kullanırdı. İnce çiviyi tornavida yerine kullanan Ford, yaratıcılığıyla herkesi kendine hayran bırakıyordu. 1873 yılında Edison'un aydınlatma firmasında başmühendis oldu. Detroit'in elektriğini yönetebilmek için 24 saat telefon başında kalan Ford, bu işte tam 6 yıl çalıştı. O günlerdeki tüketici odaklı otomobillerin hem elverişsiz hem de kullanımı zor olduğunu görünce, 5-10 dakika içinde herkesin kullanmayı becerebileceği bir araç üretmeye koyuldu. İlk ürettiği modellerden biri olan Model T çok büyük başarı sağladı. Ekonomik ve kaliteliydi. Amerikan orta sınıfında hemen popüler oldu ve muazzam satış rakamlarına ulaştı. Model T, dünyanın en çok satan otomobilleri arasında üçüncü sırada yer alıyor.
Michael S. Dell: Üniversitede 1 yıl
Michael Dell küçük yaşlardan itibaren iş hayatına meraklı oldu. İlk hesap makinesini henüz 7 yaşındayken edindi. Gençlik yıllarından itibaren part-time işlerden biriktirdiği paralarını değerli madenler satın alarak borsada değerlendirmenin yoluna gitti. 15 yaşındayken ilk bilgisayarını satın aldı, alır almaz da nasıl çalıştığını anlayabilmek için parçalara ayırdı. Lise yıllarında, yazları telefon satışı yöntemiyle gazete aboneliği sattı. Teksas Üniversitesi’nin birinci sınıfındayken, üniversite yurdundaki odasında gayri resmi olarak yedek parçalarla kişisel bilgisayar geliştirme işine girişti. Bir süre sonra ihalelere giriş lisansı alarak ihaleler kazanmaya başladı. Klasik toptancı satış ağından vazgeçip direkt satış yaparak rekabetçi fiyatlara ulaşılabileceğini fark eden Dell, okulu bırakıp şirket kurdu. Sermayesi 1000 dolardı ve şirket birkaç satış elemanı ve Dell’in tabiriyle birkaç ‘üretim elemanı’ndan oluşuyordu. Dell’in üretim elemanı dediği aslında bir masanın etrafında toplanmış ellerinde tornavidalar olan gençlerden başka bir şey değildi. Dell 27 yaşındayken Fortune dergisinin en büyük 500 şirketi listesindeki en genç CEO unvanını elde etti…
Bill Gates: Üniversitede 2 yıl
13 yaşındayken kişisel bilgisayar programı yazma işine başlayan Bill Gates, Harvard Üniversitesi’nde yalnızca iki yıl eğitim gördü. 1975 senesinde çocukluk arkadaşı Paul Allen’la birlikte Microsoft’u kurdu ve Harvard’dan ayrılarak tüm enerjisini bu şirkete adadı. Kişisel bilgisayarların her ev ve ofis için değerli olacağı inancındaydı. Gates’in bu inanç ve ileri görüşü Microsoft’un başarısının anahtarı...
Larry Ellison: Üniversitede 2 yıl
Oracle'ın kurucularından Larry Ellison, yazılım üretiminde Microsoft'dan sonra dünyada ikinci sırada yer alarak, iki kez üniversitede okumaya çalıştı. İkisinde de başarısız oldu: Illinois Üniversitesi'nde 2 yıl, Chicago Üniversitesi'nde sadece 1 dönem kalabildi. Geçen yüzyılın ve bu yüzyılın en büyük IT problemlerinden birine çözüm bulması, 52 milyar doları ve çok daha fazlasını hak etmesi için tek başına yeterli. Dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir pos cihazı bir karttan çekim yaptığında bile Larry Ellison’ın şirketi işin içine giriyor. Başarını şu sözlerle anlatıyor: “En önemli kişisel özelliğim geleneksel erdemleri sorgulamam, uzmanlıktan şüphe duymam ve otoriteyi sorgulamam oldu. Bu durum ebeveynleriniz ve öğretmenlerinizle olan ilişkilerinizde acı verici olabilirken hayatta çok yararlıdır.”.
John D. Rockefeller: 3 aylık muhasebe dersi
Tarihteki en zengin insanlardan biri olan John Rockefeller, ilk parasını 7 yaşında kazandı. 13 yaşındayken tanıdıklarına para göndermeye başladı. Okuldan mezun olduktan sonra üniversiteye girdi. Ancak, kısa sürede ayrıldı. Serveti 1913'te 900 milyon dolardı. Sadece 1913'ten bugüne enflasyonu hesaplarsak bu para bugün 19,6 milyar dolara denk geliyor. 16 yaşında bir gençken hayattaki en büyük iki hedefinin 100 bin dolar para kazanmak ve 100 yıl yaşamak olduğu söylemişti. Öldüğünde 98 yaşında ve 318 milyar dolar servete sahipti.
Amancio Ortega: Lise terk
Zara'nın yaratıcısı ve sahibi olan Amancio Ortega, 13 yaşındayken okulu terk etti ve bir giyim mağazasında teslim elemanı olarak çalışmaya başladı. 1975 yılında ilk mağazasını açtı. Bugün Zara'ya sahip olan Inditex Group, dünyanın her yerinde çalışıyor ve kurucusu ve sahibi dünyanın en zengin insanlar listesinde yer alıyor.
Mark Zuckerberg: Üniversitede 2 yıl
Mark Zuckerberg, bu listedeki en genç milyarder. Harvard'da bir öğrenci olmasına rağmen, Facebook’u yarattıktan sonra okulu bıraktı. Bu arada, psikoloji okuduğunu belirtelim.
Etiketler:
bitirdikleri,
milyarder,
milyoner,
okullar,
zanginlerin
25 Nisan 2017 Salı
Apple'ın yeni amiral gemisi iPhone 8 görüntüleri
Apple'ın yeni amiral gemisi iPhone 8 hakkında sızdırılan görüntüler ile birlikte, yeni cihazın tasarımı gün yüzüne çıktı!
Bu sefer ise yapılan sızıntı ile birlikte, iPhone 8'e ait olduğu iddia edilen prototip modele bakacak olursak, sızdırılan modellere benzer bir tasarıma sahip olduğunu görmekteyiz.
ekranın altına gömecek olan Apple, iris tarayıcısı Teknolojine geçerek daha güvenli bir deneyim sunmayı planlıyor.
Ayrıca dikey şekilde konumlandırılmış çift kamerayı da tekrardan görmekteyiz. Diğer rakipleri gibi Apple'da iPhone 8'de neredeyse çerçevesiz bir ekran ile karşımıza çıkacak gibi görünüyor.
Ancak iPhone 8'e ait tek çıkan görüntüler bunlar değil; haftalar önce internete sızan bu görüntülerde ise iPhone 8 oldukça farklı bir görüntüye sahip görünüyor!
iPhone 7 ve konsept iPhone 8 yan yana... Telefonun en dikkat çeken yanı ise şeffaf tasarımı... Çerçeve yok denecek kadar az!
Siri de epey gelişmiş görünüyor; sizin olduğunuz ortama göre neye ihtiyacınız olabileceğini önceden tahmin edebiliyor.
Bir diğer önemli fark da Home butonunun artık tamamen dokunmatik ekran şeklinde kullanılıyor olması. Butonun hemen yanında Facebook bildirimleri görülebiliyor!
Yani bildirimler artık tepeden değil doğrudan aşağıdan geliyor! Tasarımcı Gábor Balogh'un çizdiği bu özel iPhone 8 bakalım gerçekten böyle mi görünecek? Elbette yeni iPhone'un satışa çıkmasıyla mevcut tüm iPhone'ların da fiyatı düşecek... Ancak bunun için biraz beklememiz gerekecek.
27 Mart 2017 Pazartesi
Dünyanın kesintisiz en uzun uçuşu gerçekleştirildi
Dünyanın kesintisiz en uzun uçuşu gerçekleştirildi
Katar Hava Yollarına ait Boeing 777 yolcu uçağı, 16 saat 23 dakika ile dünyanın kesintisiz en uzun uçuşunu yaptı.
Katar Hava Yolları, resmi sosyal medya hesabından, Doha’dan kalkan ve 10 zaman dilimini geçen yolcu uçağının 14 bin 535 kilometrelik mesafeyi 16 saat 23 dakikada kat ederek yerel saatle 07.25'te Auckland Havalimanı'na indiğini duyurdu. Dünyanın en uzun uçuşunu 4 pilot ve 15 kabin görevlisiyle yapan uçak için havalimanında tören düzenlendi. Yeni Zelanda Ticaret Bakanı Todd McClay, karşılama törenine katıldı ve Katar Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Akbar Al Baker’e plaket takdim etti.
McClay, direkt uçuşların iki ülke arasındaki ticaret ve turizme önemli katkı yapacağını söyledi. Uçağın bugün Auckland’dan Doha’ya geri dönmek için havalanması bekleniyor. Dönüş uçuşunun rüzgarın durumuna göre 17 saat 30 dakika süreceği tahmin ediliyor.
McClay, direkt uçuşların iki ülke arasındaki ticaret ve turizme önemli katkı yapacağını söyledi. Uçağın bugün Auckland’dan Doha’ya geri dönmek için havalanması bekleniyor. Dönüş uçuşunun rüzgarın durumuna göre 17 saat 30 dakika süreceği tahmin ediliyor.
Uçan deniz taksileri geliyor!
Uçan deniz taksileri geliyor!
Paris’in “uçan” deniz taksileri için takvim kesinleşti, proje Paris’in ardından farklı ülkelerde de kullanılacak.
2012 yılında yelkenli teknesiyle kırdığı hız rekoruyla gündeme gelen Alain Thébault‘un geliştirdiği bir proje olarak hayata geçen SeaBubbles için artık geri sayım başladı. Geçtiğimiz yıl içerisinde konsept aşaması tanıtılan projenin kullanıma hazır detayları günümüz itibarıyla resmiyet kazanırken ilk olarak Paris’te kullanımına başlanacak projeyle ilgili resmi takvimde yetkililerin ağzından açıklandı. Geliştirme aşamasının sonuna gelinen Sea Bubbles projesi haziran ayı içerisinde suyla buluşarak ilk seferlerini yapmaya başlıyor.
Projenin kendisi kadar çıkış noktasında da güzel bir ilham kaynağı var. Dünya rekorunu kırmasının ardından kızının kendisine yönelttiği; “Baba iki kere hız rekorunu elinde bulunduruyor olman çok güzel peki neden bu becerini gezegenimiz için daha iyi işlerde kullanmıyorsun? Başkalarına da tıpkı senin yaptığın gibi suyun üstünde uçma şansı veremez misin?” sorusu üzerine projeyi hayata geçirmeyi planladığını anlatan Thébault bu hayalini gerçeğe dönüştürüyor. Güneş enerjisi ve dalgalardan elde edilen elektrikle çalışan projede tamamen elektrikli olduğu için herhangi bir karbon salınımı bulunmuyor. Üretimi fiberglas ve yüksek yoğunluklu köpükten gerçekleştirilecek olan taksilerin denizaltıya benzer yapıları sayesinde su üzerinde yükselerek standart teknelerden yüzde 40 oranında daha avantajlı olduğu ifade ediliyor.
Su üzerinde saatte 11 ile 14 kilometrelik hız değerlerine çıkabilecek olan araçlar tek şarj ile 80 ile 100 kilometre arasında menzil değeri vadediyor. Geliştirme ekibi araçla birlikte Uber’e benzer bir uygulamayla taksilere erişim imkanının sağlanabileceğinin de altını çiziyor. Sürücüyle birlikte toplamda beş kişilik bir kapasiteye sahip olan SeaBubbles’ların sürücüsüz teknolojilerle de donatılması bekleniyor. Projenin Paris’in ardından Londra’da kullanıma sunulması bekleniyor.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)





































